Minikoloji’nin Doğuşu

Masalsı bir hikayeydi. Tıpkı hepimizin yaşadığı farklı farklı masallar gibi…

Çocuklarla başladık yol almaya… Onların dünyası kadar keyifli değildi etrafımızdaki hiçbir şey. Çocukların bize kattıkları ve bizim onlara kattıklarımız ile süreci ve çıkan sonucu hayranlıkla izledik senelerce. Daha çok şey yapmak istedik çocuklar için, kendimiz için… Ve geleceğe olumlu izler bırakmak için… Onların dünyasına ortak olduk ve bu büyük zevk aldığımız ortaklık, bizim işimiz oldu.

Bu bizim işimizdi. Onların en önemli işi ise ‘’oyun’’… O zaman onların işine saygı duyup, işlerini verimli hale getirmekti bize kalan.

Minikoloji’nin doğuşu işte bu temelle gerçekleşti. Minik insanların büyük hayallerini gerçekleştirmelerine kapılar açmak istedik. Amacımız onların meraklarına, heyecanlarına, bilgiye olan açlıklarına, bilgiye ulaşma yollarını aramaya, yaratıcılıklarına, sosyal hayata ayak uydurma çabalarına, becerilerini geliştirme çalışmalarına ortak olmak, onları rehber edinip, rehberlik etmek oldu.

Önce kendini, insanları, doğayı, hayvanları seven, kendine güvenen, mutlu, umutlu, saygılı, problem çözebilen, stratejiler geliştirebilen, yenilikçi, Atatürk ilke ve inkılaplarını benimsemiş çağdaş bireyler olarak hayatta yol almalarına, onlara hayatlarının en önemli yıllarında yol arkadaşlığı edinmeye gönüllü olduk seve seve…

Ve Minikoloji doğdu…